28 Ekim 2012 Pazar

Kitap Alışverişi

KİTAP ALIŞVERİŞİ !! 

Pandora'nın Kızı'nı çok merak ediyorum. Ve bulduğum iyi oldu. İris Johansen'in kalemini seviyorum. :)


26 Ekim 2012 Cuma

Film Önerisi.

Bu sefer size bir film önereceğim.

Adı '' Taare Zameen Par ''

Yani '' Yerdeki Yıldızlar '' tabii ben onu '' Her Çocuk Özeldir '' olarak bildim.


Neyse daha yeni bitirdim. Herkes izlemeli diyorum. Özellikle anne ve babalar.
Film adıyla öyle bir uyuyor ki...

Neyse konuya gelelim ;

3.sınıfta kalmış,tüm uğraşlarına rağmen okuyup yazamayan geç Ishaan, yatılı okula gönderilir ve bu yatılı okulda iyice içine kapanır. Sürekli depresyon halinde.
Tabii resim yapmaya bayılan Ishaan,bu yatılı okulda o özelliğini de kaybeder. Daha sonra gelen resim hocası - Aamir Khan - bu çocuk için çabalar. Ve onu hayata geri kazandırır.

Ve der ki ; '' "..Gerçek hayat; acımasız, rekabete dayalı bir dünya. Herkes çocuğu dereceye girsin, birinci olsun istiyor. Doktor, mühendis, yönetici.. Daha azı kabul edilemez.
Yüz üzerinden 95.5, 95.7.. daha azı prestijsiz, değil mi?
bir düşünün, her çocuğun kendine özgü yetenekleri, kapasitesi ve hayalleri vardır. Ama yok, herkes aynı yarışta, aynı şekilde yetişmeli. Beş parmağın bile beşi bir değil ki isterseniz itip çekin. Aynı hizaya getirmeyi deneyin parmaklarınız kırılır. ''

Ve ve benim çok hoşuma giden de şudur ;

Solomon Adalarında, yerli halk ormanın bir bölümünü tarımda kullanmak istediklerinde ağaçları kesmezlermiş. Onun yerine ağaçların etrafını sarıp bağırarak sövüp sayarlar lanet okurlarmış. Bir kaç güne kalmadan ağacın yaprakları solar, kuruyup büzülür ve kendi kendine ölüp gidermiş.





Not: Mendil eksik etmeyin!

19 Ekim 2012 Cuma

Serenad Alıntısı



1-) ‘’ Bir gün dediklerimi değil,demek istediklerimi anlayacak bir erkek çıkmayacak mı karşıma!Hava kötü dediğimde sadece havadan söz etmediğimi anlamak bu kadar mı zor? İlle de,ben bu hayattan bıktım,türünde sözler mi etmeliyim? İşim çok dediğimde,bana sahip çıkacak bir erkeğe ihtiyaç duyduğumu anlayacak biri…Yanımda olmanı istiyorum diyemediğim için bu yağmur içimi ıslatıyor dediğimi nasıl anlamaz? Düpedüz sarıl bana dedikten sonra,sarılmanın ne anlamı kalır! Olmayacak duaya amin deme duygusunu yaşıyorum sürekli. ‘’

2-)‘’ İstanbul vefasız bir sevgiliye benzer. ‘’
Bu sözün altında derin bir acı olduğunu hissettim. Ama herhangi bir şey söylemedim. Çünkü etrafını seyrederken,sanki benimle değil de kendi kendine konuşur gibi söylemişti.Kısa bir sessizlikten sonra sözüne devam etti :
‘ Sana hep ihanet eder ama sen yine de onu sevmeye devam edersin. ‘’

3-)‘’ Bu dünyada sana kötülük yapmak isteyen insanlar çıkacak karşına,ama unutma ki iyilik yapmak isteyenlerde çıkacak.Kimi insanın yüreği karanlık,kiminin ki aydınlıktır. Geceyle gündüz gibi! DÜNYANIN KÖTÜLERLE DOLU OLDUĞUNU DÜŞÜNÜP KÜSME,HERKESİN İYİ OLDUĞUNU DÜŞÜNÜP HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRAMA!.. ‘’

18 Ekim 2012 Perşembe

Pamuk Prenses ve Avcı


Pamuk Prenses ve Avcı

Başları kısa bi süreliğine beni sıktı ama sonrası keyifle okundu. Küçükken okuduğum bu hikayenin şimdi biraz daha gelişmişini okudum. Ayrı bir taddı J
Öncelikle konuya geleyim gerçi bir çok kişi biliyor bu hikayeyi J

Kral, Ravenna adlı bir kadınla evlenir ve bu süre sonra kral bu kadın tarafından öldürülür. Ve Ravenna tüm herkesi öldürtürken bir tek Pamuk Prensesi öldürtmez ama zindana atar. Ravenna sürekli güzel kızların ruhundan beslenir,onların ruhunu çalardı bi nevi. Bir gün sihirli aynaya ‘’ Ayna ayna söyle bana benden güzeli var mı ? ‘’ diye sorduğunda Pamuk Prenses cevabını alınca onu öldürmesi gerektiğini anlar. Ama Pamuk Prenses bi şekilde zindandan kaçmıştır. Bunun üzerine kara ormana bi avcı ve kardeşi Finn’i yollayan Ravennayı sürprizler beklemektedir.
Acaba Pamuk Prensesi öldürebilecekler mi ?
Ve ve avcı! Bu avcıyla tanışmalısınız.
Neyse bide bizim cücelerimiz var. Vazgeçilmezlerden. 
Onları size tanıtayım ;

Beith = lider cüce ve en sert olanları
Muir = Kör cüce (yaşlı). Bir de oğlu var. Quert.
Nion = En öfkeli
Gus= En küçük
Coll- Duir = Sürekli kavga eden cüce ikilisi.
Gort= En ağırları J

7 cücemizde böyle.
Tabii aralarında birini bir sürpriz beklemekte. Bunu da okuyup öğrenin diyorum 

Sonuç olarak güzel bir tad,güzel bir kitap. Okumanızı öneririm J

Bir alıntı ;

‘’ Ama gece ilerlerken kederleri sadece arttı. Bu,savaşlarının sonu değildi;sadece başlangıcıydı.
Çünkü kötü kraliçe hala hayattaydı. ‘’



Dönüşüm-Morgan Rice




Morgan Rice // Dönüşüm

Kısa sürede biten bir kitaptı. Fantastik açısından pek doyurucu değildi ama okurken sıkıldım diyemem.
Neyse konuya geleyim, yeni bir yere taşınan,yeni okula yazılan Caitlin’in bedeninde bi tür değişimler olur.Bir kaç kişiyi öldürür fakat bundan haberi yoktur. J Ama en son ki olayda -bir konserde solisti öldürdüğü olayda- her şey açığa kavuşur. Ayrıca hiçbir bölgeye bağlı olmayan Caitlin’in peşine düşmüşlerdir vampir meclisleri.
Tabii Caitlin’in yanında en güçlüsünden bi vampir vardır – tabii yakışıklı da-. Caleb.

Yani hoştu güzeldi. Akıcıydı fakat doyurucu gelmedi bana göre. Tabii seriye devam edecek miyim? Evet. Merak ediyorum açıkçası.

En son size bir alıntı vereyim ;

‘’ Oradan ayrılamayacağını düşünmüştüm ‘’ dedi Caitlin sonunda.
‘’ Ayrılamam. ‘’
‘’Yani bunun anlamı oradan… ‘’
‘’ Atılacağım.Evet. ‘’
  Caitlin çoşkunun içini kapladığını hissetti. Her şeyini onun için bırakmıştı.

Serenad-Zülfü Livaneli


Zülfü Livaneli // Serenad

Gecikmişim…
Evet,kitabı bitirdim ama okumak için,bitirmek için ve o kitabı hissetmek için çok gecikmişim. Büyük pişmanlık ki keşke önce okusaydım.Neyse,tek avuntum geç olsun güç olmasın…

Nasıl bir kitaptı, duyguları bu denli yaşattı bana. Üzüntüyü,aşkı,umudu,mutluluğu…
Konuya gelecek olursak –konuyu anlatmak çok zor ve belki de anlatamayacağım - , kitap geçmiş ve geleceği anlatıyor aslında. 1930lar,2011ler.

Her şey  Maya’nın Alman asıllı profesörü karşılamasıyla başlıyor. Profesör Maximilian WAGNER. Profesörün gelmesiyle bazı şeyler değişiyor, bazı şeyler açığa kavuşuyor.
 Ya aslında konu anlatılamaz,gerçekten sözün bittiği yer bu olsa gerek. İnsanı derinden etkileyen bir kitap.

Her sayfasında bir sır ve her sayfasında önceki sırın açığa kavuşması.
Mesela ben profesörün Şile de SERENAD’ın bir kısmını çalıp diğer bir kısmını çalmadığını gerçekten merak etmiştim ki öğrendiğimde küçük çaplı bir şok geçirdim. Ve daha bir çok sır. Hem Maya’nın hemde profesörün sırları.

Birkaç alıntı vermek istiyorum size. Gerçi sayfa aralarına koyduğum, can alıcı yerleri belirttiğim kağıtların haddi hesabı yok ama arasından seçeceğim birkaç alıntı…

‘’ Bu dünyada sana kötülük yapmak isteyen insanlar çıkacak karşına,ama unutma ki iyilik yapmak isteyenlerde çıkacak.Kimi insanın yüreği karanlık,kiminin ki aydınlıktır. Geceyle gündüz gibi! DÜNYANIN KÖTÜLERLE DOLU OLDUĞUNU DÜŞÜNÜP KÜSME,HERKESİN İYİ OLDUĞUNU DÜŞÜNÜP HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRAMA!.. ‘’

‘’ İstanbul vefasız bir benzer. ‘’
Bu sözün altında derin bir acı olduğunu hissettim. Ama herhangi bir şey söylemedim. Çünkü etrafını seyrederken,sanki benimle değil de kendi kendine konuşur gibi söylemişti.Kısa bir sessizlikten sonra  sözüne devam etti :
‘ Sana hep ihanet eder ama sen yine de onu sevmeye devam edersin. ‘’

İşte bunlar sizin için seçtiğim birkaç alıntı…

Söyleyecek son şeyim, okuyun.

14 Ekim 2012 Pazar

Kitap Alışverişi

Bugün kitapçıya gittim vee iki kitapla evime döndüm bakalım.Beni hayal kırıklığına uğratmazlar inşallah. :)

7 Ekim 2012 Pazar

KAHPERENGİ dizi oluyor!


Yazar Hande Altaylı'nın son romanı "Kahperengi" dizi oluyor. 

Bugünlerde oyuncu seçimi yapılan ve yapımcılığını MOST Yapım'ın üstlendiği, senaryosunu Mahinur Ergun'un yazacağı dizi ocak ayında ekranlarda olacak. 

Altaylı, Doğan Kitap'tan çıkan çok satan romanında küçük bir Anadolu kasabasından İstanbul'a gelen Narin'in hikayesini anlatıyor.

Hande Altaylı'nın "Aşka Şeytan Karışır" ve "Maraz" adlı romanları da kitap satış listelerinde uzun süre çok satanlar arasında yerlerini almıştı. 

26 Eylül 2012 Çarşamba

Az Alıntısı

''... cam kenarında oturuyordu. Manzaradan değildi cam kenarını sevmesi. Yanında bir insan az olması demekti. ''

Hakan Günday-AZ

25 Eylül 2012 Salı

Okuduğum ilk tarihi aşk romanları.
İçinde Aşk Saklı'da resmen Claytoon Claytooon diye sayıklıyordum. :)
Gelin ve Düğün ikilisi bence en güzel iskoç romanlarından. Tekrar okunacak cinsten :)

23 Eylül 2012 Pazar

Kahperengi'nden alıntılar


1-) '' Hadi söyle ama, çok mu asıksın?''
Narin kızardı, önüne baktı. '' Dünyada ondan yakışıklısı var mi deseler yok derim. Dünyada en çok ne istersin deseler, onu isterim derim. Onu vereceğiz ama üç gün sonra öleceksin deseler, onda peki derim. '' dedi. '' Sen söyle artık, az mi aşığım, çok mu aşığım...''

 2-) '' Biliyor musun, '' dedi Fırat, ''galiba aşk birini unutamamak değil, onu her gördüğünde yeniden hatırlamak. Kaç yıl geçerse geçsin, her karşıma çıktığında aynı şekilde hissetmek. '' 

3-) Ne maçın başladığını farketti ne de Mehmet'in sahaya çıkışını gördü. O gün Yaslıhan stadyumunda,ayazın ayazında dişleri birbirine çarparken hakem düdük çaldı,insanlar bağırıp çağırdı; top kornere,auta,taca çıktı; fileler havalandı;futbolcular kapıştı ve NARİN AŞIK OLDU...

4-) ''...Bir daha sakın bana telefon etme. Hatta numaramı da sil! '' 
'' Ama ezberimde. ''
'' O zaman unut! ''
                             
                                                                           


Kahperengi-Hande Altaylı

Ah hayır hayır hayır! Gözyaşlarımı akıttım ve bitirdim. 
Çok çok etkileyici bir kitaptı. Hande Altaylı beni hayal kırıklığına uğratmadı. Hani ciddi anlamda etkiledi beni. Tamam doğruyu söylemek gerekirse ilk başlarda çok kısa bi süre sıkıldım. Ama kitap hemen kendini toparladı sonra varya bağımlılık yarattı. Tenefüslerde, ders molalarında, yatmadan önce derken bi bakmışım bitmiş bile kitap.
Öncelikle kitap bi bölüm geçmiş bi bölüm şimdiki zaman olarak anlatılıyordu,sırasıyla. Bu bence ayrı bi hava katmıştı kitaba. Çok iyi de bağlamıştı yazar.
Konuya gelecek olursak ;
Bir aile(!)nin, yaşadıkları, aslında bir aile olamamalarını anlatıyordu. Narin'in ve kardeşlerinin tam çocuk olamadığını, zor şartlar,zor durumlar içerisinde nasıl yaşadıklarını ele almıştı. Ama hayat hep en olmadık yerlerde vurmuştu...Bi maçta gördüğü kahverengi gözlü, -annesinin deyişi ile KAHPERENGİ gözlü- çocuktan sonra değişmişti belki de hayatı.
Narin'in babası, kaba saba Narin'i,kardeşlerini ve annesini döven bir adamdır. Annesi ise, kitabın anlatımıyla gün geçtikçe çirkinleşen bir kadındır. Babası sırf, Hatice'den -annesinden- kalacak para için evlenmiştir ama Hatice'nin babası öldüğünde mirastan nasibini alamamışlardır.
Birde kapı komşuları Erdoğan var. Gördüğüm en iyi adam. Şüphesiz. Karısını seven,iyi bir ailesi olan adam... 
Daha sonra Narin'in bi süre sonra İstanbula gitmesiyle tanıştığı Deniz var. Narin'in tek ailesi Deniz olmuştur tanıştığından itibaren. Tabii aşkı Fıratla bi süre sonra hiç olmadık yerde,hiç olmadık kişiyle de karşılaşması olayın boyutlarını değiştiriyor.
Ayrıca Denizle ilk tanıştığı zamanlarda Deniz'in hareketlerine bayıldım. Yeri geldiğinde çok güldürdü beni. 
Ama şu var ki ; son bölümler varya beni yıktı. Hele ki son 3 sayfa beni harap etti. 
Ve ve ve, Deniz'in dostluğu... Beni duygulandıran yerlerdendi.
Diyebileceğim şey, OKUYUN!
Yorumu uzatmamak adına kısa bi alıntı yazayım ; 

'' ... ve başkasının yerine oturduğunuzda hayat sizi oradan kaldırmayı bilirdi. '' 

Kahperengi



'' Hatıralarımız yıkılıyor... ''
'' Evet,'' dedi Fırat ve Narin'e baktı. '' Hatıralarımızı yıkıyorlar. '' Sesi kederli çıkıyordu. 

Kahperengi- Hande Altaylı

Rüzgarla Gelen-Cathy Lamb

Öncelikle yine akıcı, çevirisi çok güzel bir kitaptı.
Ve öncelikle bir alıntı vereceğim size.

''Rüzgar eve gelişimizi kutluyormuş gibi döne döne, eğlenceli, muzip ve gizemli bir şekilde esiyordu.
Buradaki rüzgarı hiç unutmadım.

Bana göre rüzgar, sahip olduğumuz tüm o ruh hali değişikliklerine, taşkınlıklara ve kontrolsüz hislere sahip bir kişi gibidir. Bazen kızgındış ve köşeleri kırbaçlar, bazen hızla okyanusa doğru koşarken nehirı dalgalandırır, bazen de okşar gibi nazik bir şekilde eser. ''
Ben bu yeri okurken içimden ' isminin ne kadar iyi uyduğunu gördüm' dedim. Gerçektende konu ile uyumlu bir isimdi.

Konuya gelecek olursak, Bommarito kız kardeşler ( Isabella, Janie, Cecilia) kendilerine ihtiyaç olduğu için annelerinin yanına dönmek zorundalar. Ki bundan çok da hoşnut değillerdir. Ama River yani anneleri kalp ameliyatı olacaktır. Ve pastaneye bakmak kızların sorumluluğunda olmalıdır. Tabii bir de Henry var. Kardeşleri. Ama özürlü. Onunla ilgilenmeliler.
Ayrıca bu kız kardeşlerin bir kaç özellikleri var.
Isabella: Erkeklerle yaşadığı ilişkiler, tüm bu kaçışları.
Cecilia : Öfkesi ve bazen çok yemesi. Ayrıca bir anne.
Janie: Garip bir kız. Kendi kendine konuşuyor bazen. Ayrıca mesela yatmadan önce bir sürü önlem falan alıyor.
Eve dönme sürecinde kendilerini neler bekliyor acaba? Annesinin kızlarını sürekli eleştirmesi devam ediyor mu? Tüm bu soruların cevapları bu kitapta.
Ve Ephesus'a çok teşekkürler. Çok sevdiğim bir kitap oldu.

Kitap Alışverişi


Sipariş verdiğim kitaplarım! <3
Kahperengi yarılandı bile. Ondan sonra TESS GERRİTSEN okunacak.


Dün gelen kitaplarımdan sonra bugün gittim bu kitabı aldım. Mutluyum! 
Çünkü çok merak ediyordum. Sırayla okunacaklar <3

16 Eylül 2012 Pazar

Gizli Miras-Ahmet Karayün


Gizli Miras bitti. Hmm...Nasıldı nasıldı diye sorarsanız orta şekerdi derim. Başlar çok akıcı değildi ama gizemli bir havası vardı. Son 50 sayfayı nefessiz okudum. Çok şaşırttı son 50 sayfa. Cidden hani orası çok iyiydi. 
Dediğim gibi kitabın geneli orta şekerdi ama son sayfalar çok iyiydi.

Konuya gelecek olursak ;

Askerde olan Galip,sürekli bir kabus görüyordur. Bir kişi üzerinde gazete kağıtları örtülü. Her seferinde  tam açacakken uyanıyordu Galip. Neyse evine dönen Galip,bi süre sonra Süleyman Bey'in -babasının-, kardeşlerinin önünde cinayete kurban gittiğini öğrenir.Oğlu Galip,intikam almak için planlar yapar. İşin içinde Tufan da vardır (Galip'in kuzeni). Cinayeti işleyen çok zengin, her yerde eli ayağı olan bir adam. Ve cinayetten sıyrılıyor bi şekilde. Çocukların ifadelerine ' şoktalardı doğru görememişlerdir ' deselerde Galip bu işte bit yeniği olduğunu biliyor. Cinayeti işleyen yerine şoförü hapse atılıyor. Ama Galip asıl suçluyu biliyor.
Şimdi geldi intikama. İntikam alması lazım. Planlar yapar derken bir gün yine aynı rüyayı görür. Ama ne olduğunu yine göremez.
Neyse böyle devam ederken son 50 sayfada sizi çok şaşırtan bir şeyler olur. Okuyup görmeniz lazım...

Şimdiden keyifli okumalar.

15 Eylül 2012 Cumartesi

Kan Ateşi-Karen Marie Moning


Ve Kan Ateşi şu dakikadan itibaren bitti.Yine yine hayran etti kendine Karen Marie Moning. İlk kitap kadar güzeldi. Yine akıcıydı,hiç sıkmadı. 

Öncelikle 1.kitabı okumayanlar için karakterleri tanıtayım. 

Alina ; Dublin'de, vücudu fena halde can veren karakter.
Mac : Alina'nın kız kardeşi. Alina'nın öldüğünü duyunca Dublin'e, ablasını öldürenleri bulmaya gitti.FGO dedektörü.
Barrons : Mac'ın yanlış sokağa sapmasıyla ortaya çıkan karakter. Mac'i koruyup yanına alıyor. Ama bi bilgi vermiyor.

Seri bu üç karakterle başlıyor aslında... Gelelim Kan Ateşine;

Mac'ın yine gölgelerle başı belada. Tabii tek gölgelerle değil. Dublinde geçirdiği süre içerisinde çok değişen Mac'i, babası bile tanıyamaz. Ayrıca babası Mac'i alıp götürmek istediği halde diğer gün babası tek başına geri eve dönüyor. Hiçbir şey olmamış gibi.Tabii Mac,Barrons'un bunu nasıl başardığını merak ediyor.Bu kitapta yeni karakterle çıkıyor ortaya. Mesela Ryodan. Barrons Ryodanla hem kavga ediyor hemde Mac' e aldığı telefonda Ryodan'ın numarasını kaydediyor. Kim bu ? 
Ayrıca avcılar da korkulu rüyası oluyor Mac'in. Lord Master, Mac'i bulmak için niye bu kadar gecikti ? 
V'lanemiz var bide elimizde. Mac'in sorunu hangisi iyi hangisi kötü.Barrons'u bi yere koyamıyor. Ayrıca Mac bu kitapta özelliklerini de kaybediyor,acaba neden? Okuyun ve görün. :)

Ve sonu öyle bir bitiyor ki. Sinsar Dubh'a çok yaklaştı. 
Sıra geldi İNTİKAM ATEŞİ'ne. Acaba orada beni neler bekliyor. En kısa zamanda okunacak. 

Ve ve ve bir alıntı ; 

'' Jericho ? ''
'' Mac? ''
Durdum...''Bugün tekrar hayatımı kurtardığın için teşekkür ederim. '' dedim ve çıktım.



Kan Ateşi Alıntısı 3




Jericho Barrons ile ilgili tek gerçeklik hiçbir şeyin gerçek olmadığıydı.

Kan Ateşi

Facebook Kitap Yarışması


Tess Gerritsen- Masumiyetin İçin Savaş adlı kitabı kazanmak için  ; http://www.facebook.com/askitap bu sayfayı ziyaret edin derim. Yarışma formatı orada duyrulmuş.

Adriana Trigiani- Aman Dikkat O Kalp Benim! adı kitabı kazanmak için ; http://www.facebook.com/Kitapciii bu sayfayı ziyaret edin derim. Format yine o sayfada duyrulmuştur. 

Herkese bol bol şans. İki ayrı güzel kitap...

Okunmayı bekliyor.

Okunmayı bekleyenlerden. Elimdeki KAN ATEŞİ. Son 100 sayfa. :)

Ephesus Yayınları Yenileri

 Ephesus Yayınları'ndan çıkacak yeni kitaplar.
1-) Nancy Pickard'ın yeni romanı - The Seent Of Rain and Lightning- bizimle olacak yakında. İlk çıkan kitabı BAKİRE, okuduğum en iyi polisiyelerden biri idi. Eminim bu yeni romanda süper olacak.

2- Graham Moore'nin  The Sherlockian, Ephesus kalitesiyle bizlerle olacak. Kapağı çok şirin. Umarım orjinal kapakla çıkar. Fakat çıkmasa bile Ephesus'un tüm kitaplarının kapakları gibi bu da çok iyi olacaktır.

Şimdiden ikisini de merakla bekliyorum. :)
Daha ilk kitabı ile bir sürü okuyucunun yüreğine işleyen Debbie Macomber, benimde yüreğime işlemiş bulunmakta. İlk iki kitabı süperdi. Bahçemde Yeşeren Umutlar ve Mucizeler Dükkanına Dönüş'ü daha alamadım.
Ayrıca Epsilon'dan çıkan Gül Liman Oteli'ni de daha alamadım. Yine de bu iki kitaptan anladığım kadarıyla bu yazarın dili,süper. :)
Okumayanlara tavsiye edilir,kesinlikle.

Bu fotoğrafı da ben çekmiştim. Örgülerle iyi gitti ne dersiniz? :)




14 Eylül 2012 Cuma

Kan Ateşi Alıntısı 2

Bazen korkutuyor,bazen güldürüyor! Bu seri okunmalı.

'' Neden beni öldürmemeye karar verdin? '' 
'' Ben,nasıl dersiniz...Seninle arkadaş olmak istiyorum. ''
''Psikopat tecavüzcülerin arkadaşları olmaz.''
''Ben senin psikopat bir tecavüzcü olduğunu bilmiyordum,bilsem arkadaş olmak istemezdim.''
'' HAHAHHAHAA '' 

Kan Ateşi,sayfa 49

Kan Ateşi Alıntısı

Bu alıntıdan sonra BARRONS aşkım depreşti resmen. 


''Nüfus kaydınız Galway'de görünüyor, orada mı doğdunuz Bay Barrons?''
Bir zamanlar Barrons'a nereli olduğunu sormuştum,bana Pict ve Basque demişti.Galway, Dublin'e birkaç saat uzaktaydı.
''Hayır.''
''Neresi?''
''İskoçya. ''
''Aksanınız İskoçlar gibi değil. ''
''Siz de İrlandalı gibi konuşmuyorsunuz ama İrlandalı bir polissiniz. İngiliz hükümeti asırlardır komşularına kendi kanunlarını sürmeye çalışıyor değil mi müfettiş?''
O'Duffy'nin gözünde tik olduğunu o an fark ettim. 
'' Ne zamandır Dublin'desiniz?''
''Birkaç sene oldu,siz? '' 
''SORULARI SORAN BENİM. ''
''ÇÜNKÜ SORMANIZA İZİN VERİYORUM.'' 
''SİZİ KARAKOLA GÖTÜRÜP NEZARETE ALABİLİRİM,İSTER MİYDİNİZ?''
''DENEYİN BAKALIM. '' 

Kan Ateşi, sayfa 30,31.

Aspendos Yayınevine hoşgeldin!

Yeni bir yayınevine hoşgeldin dedik yakın bir zamanda.ASPENDOS YAYINEVİ.
 Yayın haklarını aldıkları bir kaç kitap aşağıda var. 
Öncelikle tarzlarını çok sevdiğimi belirtmek isterim.Kitaplarını almaya başlayacağım.

Kitapçılarda yerini alan kitaplarını tanıtayım sizlere;

Bir lütuf ile kutsanmış... Bir sır ile lanetlenmiş.

Herkes Cate Cahill ile kız kardeşlerinin tuhaf olduğu konusunda hemfikir. Fazla güzel, fazla münzevi ve fazla eğitimliler. Oysa kimsenin bilmediği şey, gerçeğin bundan da beter olduğu; onlar birer cadı. Ve eğer sırları Cemiyet'teki rahipler tarafından keşfedilirse bu onlar için akıl hastanesi, yüzer hapishane veya erken yaşta mezar anlamına geliyor.

Annesi ölmeden önce Cate kız kardeşlerini koruyacağına dair ona söz vermiştir. Ancak rahibelik veya evlilik arasında seçim yapmasına altı ay varken bu sözünü tutması hiç de kolay değildir. Özellikle de annesinin günlüğünü okuyup ailesinin yıkımına yol açabilecek bir sırrı keşfettikten sonra… Onları kaderlerine götürecek alternatif yollar bulmak için her şeyi göze alan Cate, yasaklı kitapları karıştırmaya ve asi ruhlu yeni arkadaşlar edinmeye başlar. Bir yandan da çay davetleri, şaşırtıcı evlilik teklifleri ve ona hiç de uygun olmayan Finn Belastra ile yasak bir aşk arasında ne yapacağını şaşırmıştır.

Eğer annesinin yazdıkları doğruysa Cahill kızları güvende değildir. Kendilerini rahiplerden, rahibelerden, hatta birbirlerinden bile sakınmaları gerekecektir.


13 Eylül 2012 Perşembe

Karanlık Ateş-Karen Marie Moning


Karanlık Ateş biteli çok oldu ama yeni ekleyebildim yorumumu. Aslında tüm seriyi okuyup yorum yapacaktım ama derslerim nedeniyle azıcık gecikti. Daha sonra diğer iki kitabında yorumu gelip bir araya toplayacağım. Neyse ben yorumuma başlayayım. :)

Öncelikle çok ama çok beğendim diyebilirim.Sonlara doğru daha da uçtu kitap,nasıl başladım nasıl bitirdim inanın bilemedim.Konuya gelecek olursak ; 

MacKayla -kısaca Mac-  Georgia'da oturan oldukça sıradan bir kız. Taa ki o telefonu alana kadar. En değer verdiği kişi ablası ölmüştür. Ailesi uzakta olduğu için cesedi teşhis eden Mac idi. Ve Mac,intikam istiyordu. Ablasını öldürenlerin bulunamamış olması çok rahatsız ediyordu Mac'i. Ve sonunda ablasının yaşadığı yere gitmeye karar verdi.İrlanda'ya. Orada olursa her şeyin çözüleceğine inanıyordu.Ayrıca telefonunu havuza düşürdüğü için ablasının ölmeden önce kendisini aradığını bilmiyordu. Ta ki yeni bi telefon alıp hattını ona takıp ablasının sesini duyana kadar. Alina, Mac'i aramıştır ve Mac'a bilmesi gereken şeylerin olduğunu söylemiştir  Sinsar Dubh'un adını duyabilmiştir bir tek.Sonra ses kesilmiştir. 
İrlanda'ya gitmeden önce bilmediği çok şey vardı. Mesela bir Sidhe Kahini olduğunu bilmiyordu.Ve bir Null. Güçlülerden. Mesela bazı yaratıkların gerçek halini görebiliyor. Ve 1-2 dakika da olsa dondurabiliyordu.
İrlanda'da bir gün gezinirken yanlış bir yere gitmesi sonunda Jericho Barrons ( <3 ) ile karşılaşıyor. Ve bundan sonra olaylar yavaştan yavaştan açığa kavuşuyor. Amaç ; Sinsar Dubh'u (şi sa du) bulabilmek. Bu yüzden birbirlerine ihtiyacı vardır. Çünkü Mac kutsal emanetleri hissedebiliyor. Bu yüzden Jericho'nun Mac'a ihtiyacı var. Ve Jericho, bir çok şey biliyor. Bu yüzden Mac'ın da Jericho'ya ihtiyacı var.
Jericho ile karşılaştığı gibi bir kaç şeyle de karşılaşıyor Mac. Tabii tüm bu olaylar sonucunda bir çok sır açığa çıkıyor. Ablası ile arasında hiç bir sırrın olmadığını sanan Mac, çok yanılıyordur. Ve ailesi ile ilgili bir sır da çıkıyor ortaya...

Neyse kısacası okuyun derim. Çok güzeldi bence. Konu, hiç bir şekilde sizi sıkmıyor, çok akıcı.Çeviride de bir sorun görmedim :) 

Bir alıntı vereyim ; 

Filmler size neyi düşüneceğinizi anlatırlar. Iyi bir kitap ise bazı şeyleri hayal gücünüze bırakır. Filmler size pembe renkli evi gösterirler. Iyi bir kitap, pembe bir ev olduğunu anlatır ve detayları sizin boyamanıza, hatta belki çatı modelini seçmenize ve kendi arabanızı o evin önüne park etmenize olanak tanır. 

Mimlendim!

Kitab-ı Sevda beni mimlemiş. Boş çevirmek olmaz :P 

***Günün nasıl geçti? 
-Dershane de 6 ders işledik,kafam kazan gibi.Ama yine de güzeldi. :)

***İsim vermeden bahset;
- Sinir oluyorum arkadaşım,ben sana yapmıyorsam sende bana yapma. (İsim yok :P )

***Neden hep cam kenarı;
-Uyuyakalıyorum falan omuz pek rahat değil. Cama yaslanınca güzel oluyor. Yoksa öyle duygusal bir sebep falan yok. :P

***Bugün kendin için ne yaptın;
-Kitap sipariş edeceğim! İlk kez,cidden.

***Twitter ana sayfanı aç ilk gözüne takılan;





***Düşün ki o bunu okuyacak;
-Cehennemin dibine yolun var.

***Kahkaha atmana sebep olan karikatürler;
-Penguenden gülüyoz vallahi.

***Klavyeye bakmadan bir şeyler yaz;
-İstediğin her şeyi hatasız yazabilirim sanırım.

***Bir cümle düşün sonra kelimelerin yerlerini değiştirerek yaz;
- Hayat kitap okumak,yemek yemek ve uyumaktan ibaret olabilse keşke.
-Keşke hayat, yemek yemek,kitap okumak ve uyumaktan keşke ibaret olsa.

***Ctrl+V yap;

Ee bende İlle Kitap'ı mimliyorum. :P


12 Eylül 2012 Çarşamba

Ah ah işte en sevdiklerimden! 

Yakındaaa yenisi de eklenecek yanlarına. '' MASUMİYETİN İÇİN SAVAŞ ''

Masum olduğu kanıtlanana kadar o bir suçluydu...

Miranda Wood evine geldiğinde, ayrılmak istediği yasak aşkını yatağında ölü bulur. O şimdi insanların gözünde hem tanık hem de şüpheli durumundadır. Kimliği belirsiz bir adam tarafından kefaleti ödendiğinde ise dikkatleri daha da üzerine çeker.

Miranda suçsuzluğunu ispatlamak için çabaladıkça, kendisini karanlık bir bataklığın içinde bulur. Şantaj ve sıra dışı skandallar ortaya çıktıkça gerçeğe daha da yaklaştığını hisseden Miranda,
katil tarafından takip edildiğini fark eder. O, katil için büyük bir tehlikedir ve bu tehlikenin ortadan kaldırılması gerekiyordur...
Masumiyetini kanıtlamak için verdiği mücadelede sevgilisinin hayatına dair öğrendiği sırlar Miranda'nın kurtuluşu olabilecek midir? 





En özellerim,en güzellerim... 

Çok çok çok sevdiklerim! Kitap kalitesini,kapaklarını ve kitaplarını cidden çok seviyorum.
Ayrıca,okuyucularla çok iyi iletişimi olan nadir yayınevlerinden birisi. 
Not : Elimde bulunup fotoğrafta olmayan KAR MELEKLERİ kitabı da var. O okunacaklar bölümünde olduğundan unutmuşum :) 

Kitaplarını hakkında yüzeysel bilgi verecek olursak ; 

Kördüğüm = Rakip iki köşe yazarının çekişmeli aşk hikayesini anlatan keyifli bir roman.(Ronnie&Dylan)

Seviyor,Sevmiyor = Kördüğümde de adı geçen, boşanmış bir çiftin, keyifli aşk hikayesi. (Jenna&Gage)

Seninim =Gündüz iş kadını gece eskort olan Lena'nın,Bir gece karşılaştığı Roderick ile aşkını anlatan bir roman.

Anne =Küçük yaşta hamile kalan Sara'nın,doğum yaptıktan sonra bebeğini evlatlık vermesiyle başlayan,yüreğe dokunan hikayesi.

Aşka Şans Ver =Jess'in işin içinden çıkamaması ile Chesapeake'ye dönen Abby'nin eski aşkı ile karşılaşması ve aileyi tekrar kurmaya çalışmasının keyifli, bazen üzücü hikayesi.

Yaban Avı =Uçaktan bir kadının kaçışını gören Joanne'nin kadının peşinden gitmesi ve kadının Banshee olduğunu öğrenmesiyle başlayan fantastik bir roman.

Ejderin Aşkı = Kanlı Annwyl'nin Fearghus adlı ejderha ile karşılaşmasıyla başlayan şaşırtıcı ve diğer fantastiklerden farklı bir roman. (2 kısımdan oluşuyor)

Tanrıça = Kate,annesinin son günlerini yaşaması nedeniyle Eden'e gelir ve geldiği andan itibaren olaylar karışır. Büyük bir testte olduğunuzu öğrenseniz siz ne yapardınız? Mitolojik,hoş bir roman.

Bakire = ''Ölü bir kızın yüzü neden paramparça edilir?'' sorusuyla okumaya başladığınız, gerilim dolu bir roman. 

Vahşi Adalet = Dağ evinden çıkan cesetlerin bulunmasıyla başlayan bu roman, aslında önceden de aynı şekil cinayetlerin olduğunu anlatıyor. Gizem dolu...

Söylemeyeceğine Söz Ver = Annesinin Alzhemir hastası olması nedeniyle annesinin yanına gelen Kate,hiç bir şeyden habersiz.Tabii bi süre.Sonrası gizem dolu bir hikaye. 

Bunlar size kısacak söyleyeceklerim. Daha detaylı yorumlar için YAZARLAR kısmına bakmanızı öneririm. 

Not = Baba kitabını annem ve komşum çok sevdi. En kısa zamanda okunacak. ;)

Ayrıca okuduklarımın hepsini öneririm. Hepsinin konuları çok güzel. Konu haricinde çevirisi de mükemmel. Sizleri sıkmayacağına inanıyorum.

Keyifli okumalar...






11 Eylül 2012 Salı

Dex, daha fazla Dex,daha fazla!
İstiyorum da istiyorum derler ya,aynen o durumdayım. Üstten ikisini ardı ardına okusam yine kesmeyecek beni belli. 

Diğer 3'ünün yorumları kayıtlı. Ama daha detaylısı da gelecek. 

Tabii daha alamadığım ve merak ettiğim bir çok kitap var.Ruhsuz,Yüz Bin Krallık,Paranormal,Doğaüstü,Güzel Şeytan ve daha fazlası!
Tamam itiraf,hepsini istiyorum. :) Kim istemez ki? 

Buda benim minik kitaplığım. Biraz dağınık ama odamda yer yok başka kitaplığa...
Bir yer ayarlar ayarlamaz büyük bir tane daha alacağım inşallah! 

durDURUn-Nuran İbiş

durDURUn,en özelim. Daha okumadan önce diyordum ' bu kitap beni benden alacak gibi duruyor'. Ve aldı da. Gerçekten de okuduğumda bambaşka şeyler hissettim. 
Konusuna gelecek olursak ; KADINLARIMIZdı aslında. Kadınlarımıza hatta kızlarımıza GÜÇLÜ OL mesajı veriyordu. Zorluklara göğüs germeyi öğretiyordu. Her şeye rağmen. 

Tecavüze uğramış,hatta öldürülmüş masum insanlar.... 
Bambaşka hayata doğru koşarken, hayatın kötü yanına düşen Canan, 
Avukatlığa ilk adımı atarken, karşılaştığı vaziyette,hayatın kötü yönünü gören Duru... 
Her şeye rağmen töreye,kadınların ezilmesine hayır diyenler! 
DURUn ya da durDURUn artık diye bağırıyor her sayfası.
Okuyun,en azından bazı insanların yaşadıklarına tanık olun. Okuyun,en azından güçlenin artık... 

Nuran İbiş, kalemine,düşüncelerine sağlık yazarım. 
-----
Kitabın Tanıtım Yazısı ;

Bu kitabın kurgusu ve taslağı hazırlanırken 2011 yılının ilk günleriydi. Henüz 16 yaşındaki lise öğrencisi Zelâl, 15 yaşındaki erkek kardeşi tarafından 21 yerinden bıçaklanarak öldürüldü.

Ulusal basında, sadece birkaç gün yer alırken, dün ertesi günlerde acıklı hikâyelerin ardı arkası kesilmedi. Göz gezdirdiğimiz haber sütunlarında, töre cinayetlerine rastlamadığımız günlerin sayısı azaldıkça azaldı. Kimi zaman bir kaldırım taşında, üzeri gazete kâğıtlarıyla örtülmüş bir kadın cesedinin cılız sesini duyar gibi oldu birileri. Akabinde istatistikler yenilendi, yeni politikalar geliştirildi, toplantılar düzenlendi. Soru biriktirilerek çözüm aranmaya çalışıldı. Köküne, en giriftine ve bilinmezine doğru inmekti sözde amaç; ama hep görünürde, yüzeyde kaldı.

Suç, kendiliğinden türememişti kuşkusuz; zaman, mekân, tarih, kültür, din, etik normlar derken, ortak noktalarda uzlaşıldı, cezalar belirlendi hatta kavileştiği söylendi. Ancak sorgusuz bir gelenek haline gelen "töre ve namus" kavramları karşısında, kanunlarımız günbegün aciz kaldı.

Okuyacağınız bu kitap, sadece birkaç kadının öyküsü değil, kendi seçimi olmadığı halde kadın olarak dünyaya gelen ve sırf bu yüzden ölümle cezalandırılan bütün kadınların öyküsü. "Zelal"in adı sadece imge oldu, adının anlamı taşıyan kahramanımız "Duru" gibi...

Sizler bu sayfaları çevirdiğiniz sırada bir kız çocuğu daha dünyaya gelecek. Okumaya ara verip "sonra devam ederim." diyerek, ayraç koyduğunuzda; bir kadın daha "kadın olmak" suçunun bedelini, canıyla ödemek üzere kuytu köşelere çekilecek. Namus nöbetçisi küçük katilimiz ise tetikte, vur emrini bekleyecek.

"Birkaç satır ve birkaç kadın." Alıştırıldık mı yoksa yavaş yavaş ve süreğen devam eden cinayetler silsilesine? Alışılmasın; akıllara çakılsın, zihinlere kazınsın, diye yazıldı bu kitap. Umuyoruz ki, "Durun ya da durdurun!" diyebilsin ilgili, ilgisiz; insan olduğunu varsayan herkes.

Zira kördüğüm çözümsüz kaldığında, vicdanın melekleri size şefaat etmekten cayar!


durDURUn kitabı hakkında video için ;  http://www.youtube.com/watch?v=OwH5bObot_E